1. KENDİNİZİ ÖZGÜR HİSSETTİĞİNİZ YERLER KEŞFEDİN !
  2. MASAL DÜNYASINDA KAYBOLMAK İSTER MİSİNİZ ?
  3. HAYATINIZ BU KADAR RENKLİ Mİ ?
  4. IŞIKLARIN DANSINI KEŞFEDİN !
  5. KAHRAMAN OLUP YOLDAKİ CANLILARI KURTARIN
  6. İLGİNÇ DOĞAL YAPILARI ZİYARET EDİN !
  7. FARKLI OTELLERDE KONAKLAYARAK UFKUNUZU GENİŞLETİN...
  8. EN SON HANGİ KUMSALA AYAK İZLERİNİZİ BIRAKTINIZ ?
  9. ŞEHRİN GÜRÜLTÜSÜNDEN UZAK YERLER...
  10. YÜZYILLARDIR AYAKTA DURAN TARİHİ YAPILAR...

Güncel Yazılarım

26 Kasım 2018 Pazartesi

ALAÇATI - FOÇA

Bayram tatili turumuz devam ederken tatilin son günlerine doğru geri dönüş yoluna girmeye başladık. Amacımız dönüş yolu üzerindeki daha önce gitmediğimiz farklı bir noktaya seyahat etmek. Bu sırada Marmaris semalarındaki Akyaka'dan çıkarak düştük yollara. Nereye gidelim diye düşünürken eşim birden Alaçatı'ya mı gitsek dedi ve rotamızı İzmir Alaçatı semalarına çevirdik.


Bayram tatili olduğundan şehir merkezlerindeki otellerde yer bulmak neredeyse olanaksızdı. 3-4 saat kadar süren yolculuğumuz sırasında bir yandan da Alaçatı civarındaki otelleri arayarak kalacak yer bulmaya çalıştık. Tahmin edeceğiniz gibi aradığımız bütün oteller doluydu. Merkezin biraz dışındaki otelleri araştırdığımızda Gaziemir'de bulunan Hakcan Otelde kendimize yer bulduk. Eşyalarımızı Otele bırakıp vakit kaybetmeden Alaçatı merkeze doğru yol aldık. Aracımızı uygun bir yere park edip Alaçatı'ya simge olan bu değirmenlerin yanına geldik.


Değirmenlerin hemen aşağısında Kemalpaşa Caddesi bulunuyor. Bu cadde Alaçatı'ya sembol olmuş taşlı dar sokaklardan oluşuyor. Bir nevi Alaçatı'nın kalbi bu cadde ve sokaklarda atıyor. Gittiğim yöreye özgü hediyelik eşya ve magnet almak gibi bir huyum olduğundan cadde üzerindeki bir dükkana girdik.


İçerisi oldukça güzel dizayn edilmiş. Bu dükkanın dışında birbirinden güzel yüzlerce buzdolabı magneti bulunuyor. Seçmem gerçekten zor oldu ve koleksiyonuma bir magnet daha katmanın sevinciyle yolumuza devam ettik.


Az aşağıda buraya tarihi bir doku veren Kemalpaşa Caddesi bulunuyor. Çoğu yerde yan yana yürümek imkansız hale gelebiliyorsa da bir cadde ancak bu kadar güzel dekore edilebilirdi.


Kafanızı çevirdiğiniz her yerde ayrı bir güzellik görmeniz mümkün. Kimi yerde mavi beyaz dükkanları, kimi yerde yeşilçam oyuncularının fotoğraflarını görebiliyorsunuz.


Verdiğim bu örneklerden onlarcasını görmeniz mümkün. Siz hele bir yola düşün gerisi kendiliğinden gelecektir zaten! 


Profosyonel kameram yok ama böyle tarihi sokaklarda telefonumu hiç elimden düşürmüyorum. Mavi ve beyazın ahengine bakar mısınız? Ne kadar da uyumlu değil mi? Bana tatili anımsatan kombin renklerin başında gelir mavi ve beyaz. İnsan kapı ile fotoğraf çekilir mi? Çekiliyor işte :) ...


Yol boyunca sollu sağlı bir çok restoran görebilirsiniz. Aralarında dolaşmak zor olsa da şirin şirin süslenmiş dükkanların önünden geçmek oldukça keyifli.


2 çocukla buralarda dolaşmak gerçekten zor. Hele birde bizim Ege efendi gibi yaramazsa. İlgisini çeken her şeye bakmak isteyip hepsine dokunmak istiyor. Kızım Defne'de yürümekten yorulunca 2'sini birden bebek arabasında sürmek zorunda kaldım.


Saat ilerledikçe karnımız acıktı. Peki İzmir'de iseniz ne yenir? Tabi ki Kumru. Karşılıklı kumru dükkanlarının olduğu bir mekana oturarak kumrularımızı yedik. İçecek+Patates+Kumru 20 TL olarak servis ediliyor... Yakın zamana kadar tipi ve şeklinden tiksindiysemde bir süre sonra sevdiğim Midyeyi yemek için mola verdik. Muhtemelen kendisinin haberi olmayacak ama midyeci Şevket ile anıları taze tutmak için fotoğraf çekilmeyi de ihmal etmedik. Midyeler 75 Krş-1 ve 1.5 TL boyutuna göre fiyatlandırılmış. 


"Alaçatı Hatırası" yazan bu panoyu görünce yanaştık hemen. Peki kızım Defne nerede? O sırada bize kızmış ve fotoğraf çekilmemek için az uzağımızda bizi bekliyordu. Çocukların çıkarttığı bütün zorluklara karşı yinede yeni yerler keşfetmeye devam ediyoruz :)


Gezimiz sırasında yol kenarında gazoz satan birisini görünce yanına gittim hemen. Malum havalar sıcak insanı hararet basıyor. 2 tane gazoz alarak tadına baktık. Tanesi 4 TL (eminim ki 1 TL maliyeti bile yoktur). Marmaris'te ki gazoz kadar güzel olmasa da yinede hoş bir tadı vardı.


Hava yavaş yavaş kararmaya başlamış ve dönüş saatimiz gelmişti. Gaziemir ilçesindeki Hakcan Otele uzaklığımız yaklaşık 1 saat. Aracımızın yanına giderek Alaçatı günümüzü güzel anılar ile sonlandırdık. 


Ertesi gün güzel ve doyurucu bir kahvaltının ardından yine yıllardır ziyaret etmek istediğim Foça ilçesine doğru yola koyulduk. Burası, Eski Foça ve Yeni Foça olmak üzere birbirine yakın 2 farklı lokasyonda yer alıyor. Gaziemir'den başlayan yolculuğumuz sırasında oldukça ıssız yerlerden geçtik.


Aracımızı uygun bir yere park ettikten sonra başladık şehri turlamaya. Foça bir liman ilçesi olduğundan hemen her yerden denize girilebilen yerler gördük. Sahil boyunca uzanan balıkçı restoranları oldukça meşhur.


Oldukça uzun bir yürüyüş alanı olan sahilde bulunan onlarca tekne yan yana dizilmiş güzel fotoğraf kareleri çekmemize olanak tanıyordu.


Sıcağın etkisine daha fazla dayanamayıp ilk gördüğüm plajda denize girmeye karar verdim. Malum burası Ege bölgesi denizi oldukça tuzlu oluyor. Gözlerimi ne kadar sıksam da denizden çıktığında yanmasına engel olamıyordum.


Hemen her şehirde yazan büyük yazılı ilçe yazısı Foça'da da var elbet. Birisine rica ederek fotoğraf çektirdik.


Eski Foça'nın eski dükkanlarından biri olan Gramofon Cafe sıradışı dizaynı ile oldukça ilgi çekiciydi. Karnımız henüz acıkmadığından bu hoş mekanı es geçtik.


Ne yalan söyleyeyim böyle süslenmiş dekorlu yerler çok hoşuma gidiyor. Duvarlardaki dekorları fotoğraflayıp dönüş yoluna girmek için aracımızın yanına doğru gitmeye başladık.


Alaçatı'dan buzdolabımız için magnet almıştık. Foça'dan da güzel bir magnet ve aromalı sabunlar alıp Foça anılarımızı da güzel bir şekilde sonlandırdık. Başka bir tatil anısında görüşmek üzere.


Instagram: @kesfedecekcokyervar
Facebook Grup: Keşfedecek Çok Yer Var

30 Ekim 2018 Salı

KIZ KUMU - SULTANİYE KAPLICALARI - AKYAKA - AKÇAPINAR KÖYÜ

Marmaris'te kaldığımız Green Nature Resort & Spa otelindeki 5 dolu dolu günü tamamlayarak otelden ayrıldık. Önümüzde 4-5 gün kadar daha gezebileceğimiz vakit vardı. Aklımdaki bir kaç yere uğramak için önceden rota oluşturmuştum ve uygulama zamanım gelmişti. İlk olarak kaldığım otele de yakın konumda olan Kız Kumu'nu ziyaret etmek için düştük yollara...


Kız Kumu yaklaşık 3 sene önce yine ziyaret ettiğim bir yerdi. O yüzden ortamı bilerek geldik buraya. Aracımızı uygun bir yere çektikten sonra kız kumunu simgeleyen bu heykelin yanına vardık.


3 yıl önceki yazımda burayı anlatmıştım fakat tekrar edeyim. Kız kumu ana karadan yaklaşık 600 metre kadar denizin üzerinde yürüyormuş hissi veren dünyadaki tek yer olma ünvanına sahipmiş. O yüzden deniz suyu seviyesi hep dizlerinizde. 


Daha önce geldiğimde bu yolu kızım Defne ile yürümüştük. Şimdi ise oğlum Ege ile dolaşmak nasip oldu. Onu kucağımda tutarak gitmek zor olsa da yinede oldukça keyifliydi.


1 saatten biraz fazla burada vakit geçirdik. Burayı gösteren mini bir video ile anılarımızı taze tutalım...


Sıradaki hedefimiz aslında Dalyan Ortaca'da bulunan Sultaniye Kaplıcalarıydı. Navigasyondan bakarak Marmaris Milli Parkı içerisinden daha manzaralı ve kısa bir yol buldum. Amacım orman yolundan Ekincik'te bulunan kaplıcalara ulaşmaktı. Bir süre bu yolda gittikten sonra maalesef askeriye yolu kapatmış ve 'Ekincik çıkışları kapalıdır!' şeklinde yola yazılar asmış. Yanımızdan tabelaları umursamadan geçen bir çok araç görünce bizde yolumuza devam ettik fakat giden araçların hepsi gerçekten askeriyeye gidiyormuş doğal olarak nöbet tutan askerlere danışaraktan geçişimize izin verilmedi ve aynı yolu geri dönmek zorunda kaldık... 


Rotamda küçük bir değişiklik yaparak Akçapınar Köyü'ndeki Akçapınar tostçusuna doğru yola koyulduk. Hava sıcak ve yakıtımız azalmıştı. Bir benzin istasyonundan aracımıza yakıt aldıktan sonra buraya özel bir gazoz olan Goca Marmaras gözüme takıldı. Farklı yerlerde farklı yiyecek ve içecekleri denemeye bayılıyorum. Hiç düşünmeden eşime ve kendime aldım. Tadı gerçekten alışılagelmiş gazozlardan farklıydı. Marmaris'e yolunuz düşerse mutlaka deneyin.


Gelelim Akçapınar Köyüne. Akyaka sınırları içerisindeki bu köy yolun her iki tarafında dizilmiş upuzun ağaçları ile meşhur. Yolunuzu İstanbul'dan Marmaris yönüne doğru geliyormuş gibi gittiğinizde göreceğiniz ağaç manzaralarına inanamayacaksınız.


Köyün girişinde buraya ait hediyelik eşya satıcıları karşılayacak sizleri. Buraya ait magnet arasam da maalesef yoktu.


Akçapınar köyünü meşhur eden yer sanırım Akçapınar Tostçusu. Burası yaptığı tostlarla internette fenomen olmuş bir mekan. Burayı taaa İstanbul'dayken yol güzergahıma eklemiştim ve artık buradayım...


Bizde tostların tadına bakalım dedikleri kadar var mıymış diye oturduk bir masaya. İçerisi hınca hınç doluydu. Boşalan bir masaya kurulduk hemen. Ayran bol köpüklü olarak servis ediyor. Tostların yanında dilimlenmiş domates ve biber yer alıyor. Bana sorarsanız tostlardan çok ayran güzeldi. Tostun kaşarı bana sıradan gelse de sucukları oldukça lezzetliydi. Fiyat bilgisine gelince tostlar 10 TL ayran 4 TL'ye servis ediliyor.


Karnımız doydu çok şükür. Güzel anılarla ailece fotoğraf çekilip ayrıldık bu mekandan.


Şimdi sırada Ekincik'te bulunan Sultaniye Kaplıcalarında. Fethiye yolu üzerinden yol ayrımına girip 19 Km kadar gidilerek ulaşım sağlanıyor. Gezmeyi seven birisi olarak gezi programlarını çok takip ederim. Burayı Teve 2'de yayınlanan Mert Savaş'ın sunduğu Rehber programından görüp beğenmiştim.


Kaplıcalara doğru giderken yol boyunca gördüğümüz mandalina ağaçlarına dayanamayıp göz hakkımızı aldık. Henüz olgunlaşmamış olsa da tadına bakmak istedik.


Kısa bir süre sonra Kaplıcalara vardık. İçerisi oldukça kalabalıktı. Giriş kişi başı 4 TL. İçeride çamur banyosu, kükürt banyosu, bay ve bayan için ayrı kapalı termal havuz, balık terapisi ve yemek için mekanlar mevcut. Bayram zamanı olduğu için konaklamayı burada düşünsek de boş yer yoktu.


Çamur banyosu terapisi şu şekilde yapılıyor; Komple çamura bulanıp bir köşeye çekiliyorsunuz. Çamurun kurumasını bekledikten sonra duş alarak vücuttaki gözenekler temizleniyor ve cildin nefes almasını sağlıyorsunuz.


Gelelim kükürt banyosuna. Nasıl koktuğunu tarif etmeme gerek yok sanırım :) ama şifalı işte. Önce ben sonra kızım ile oldukça sıcak bir havuza girdik. Kokusu hoş olmasa da şifa niyetine :)


Bay ve bayanlar için iki ayrı kapalı termal havuzu olan tesise akşam saatlerine yakın vardığımızdan kimsecikler yoktu. İçerisi mimari bir esermiş gibi yankı yaparak çınlıyordu.


Termal havuzdan çıktıktan sonra duş alıp bir şeyler yedik. Kalacak yerimiz olmadığından yana yakına otel aramaya başladık. Bundan sonraki hedefim Ekincik sahiliydi aslında. Haritadan bulduğum bütün otelleri telefon ile arayıp yer kalmadığını öğrenince Ekincik'e gitmekten vazgeçtik. Hava kararmak üzereydi ve çocuklar biraz huysuzdu. Belki 20 belki 30 telefon görüşmesinden sonra nihayet Ortaca'da Karacan Park Hotel'de yer bulduk. Olduğumuz konumdan yaklaşık yarım saat uzaklıktaki Otele gidip dinlenmeye çekildik.


Sanırım otel çok yakın zamanda faaliyete girmiş. Bütün her şey yeni dekor edilmiş ve tertemizdi. Sabah kahvaltısı için lobi yanındaki masalara geçtik.


Güzel bir kahvaltının ardından eşyalarımızı toplayıp otelden ayrıldık. Doğaçlama gezdiğimizden nereye gideceğimize karar veremedik aslında. Sarıgerme plajı oldukça meşhur. Buraya o kadar yakınken eşim artık dönüş yoluna girelim diyince Akyaka'ya doğru yola koyulduk. Sarıgerme'ye gitmedik ama gördüğüm kadarıyla sadece denizden ibaretti. Marmaris'te kaldığımız otelde havuz ve yüzmeye doyduğumuzdan Sarıgerme'yi başka bahara erteledik.


Muğla gerçekten cennetten bir köşe. Her yeri ayrı güzel. Bir kaç yıl önce ziyaret ettiğimiz Akyaka'ya geldik. Daha önce geldiğimizden aracımızı ormanlık alan tarafındaki boş yerlere bıraktık. Sahile inerek Azmak Nehri'nin buz gibi sularına daldık.


Sanırım bu su hiç ısınmayacak. Her zaman soğuk. Azmak Nehri dendiğinde akla ilk gelen tekne turlarıdır. Bu güzel nehri bir kez daha tekne ile geçmek için sabırsızlandık ve liman tarafına gittik.


Teknelerin biri gelip biri gidiyordu. İlk kez tur teknelerine binmek için upuzun bir kuyrukta sıra bekledik. Bir kaç yıl önce geldiğimde kişi başı 10 TL olan tekne turu 12.5 TL olmuş. Çocuklara ücret almadılar.


Yazın en kızgın olduğu zamanlarda hafif hafif esen rüzgar o kadar mutlu ediyor ki insanı anlatamam. Azmak Nehri boyunca görülen bir sürü kafeterya-restoran var ve her birinin manzarası birbirinden güzel.


Doğa, huzur, ailem... Daha başka ne ister ki insan? Mutlu olmak için bütün kriteri sağlamıştık. Tur teknesinin önüne geçerek Azmak Nehri turumuzu ölümsüzleştirdim.


Nehir boyu gittiğimiz yerleri videoya almayı da ihmal etmedim tabii ki. Sonuçta anılar biriktirdikçe güzel. Her izlediğimde sanki tekrar tekrar yaşıyormuş hissi veriyor bana. Karşınızda Azmak Nehri Turundan kısa bir video. Görüşmek üzere efenim...


KIZ KUMU - SULTANİYE KAPLICALARI - AKYAKA - AKÇAPINAR KÖYÜ MARMARİS

UMUT ERDOĞAN
Email:Discover_me_forever@hotmail.com

19 Eylül 2018 Çarşamba

SAKAR SEYİR TERASI - GREEN NATURE RESORT & SPA MARMARİS

Merhaba arkadaşlar! Eğer bu sayfada arabanın torpidosunu dolu görüyorsanız tatile çıkıyoruz demektir :) Ne tesadüftür ki ilk resimde içeceklerle dolu bir torpido gözüküyor. Aylardır hayalini kurup yüzlerce otel arasından bir çok kriteri göz önünde bulundurarak yaptığımız elemeler sonunda Marmaris'te bulunan Green Nature Resort & Spa'yı tercih ettik. İstanbul'a çok yakın sayılmasa da bir Antalya kadar uzakta değildi. Antalya tarafında daha güzel oteller gördük fakat 1 çocuk 1 bebek ile yolu çokta uzatmayalım dedik ve koyulduk yola. Haydi başlayalım !


Uzun yolda seyahat etmek benim için keyiftir. Nasıl olmasın ki? Ailece uzun yola gitmenin mutluluğu müthiş! Henüz Maltepe semalarında bir benzinliğe girip aracımızın yakıtını dolduruyoruz. İçerisinde çeyrek depo kadar yakıt vardı. 325 TL'ye fullendi.


Saat gece 02:00'de kalkacak olan arabalı vapur için Pendik-Yalova İdo deniz otobüsleri terminaline geldik. Yola çıkmadan son 1 haftaya kadar tam karar verememiş olmamızdan dolayı istediğim saatlere arabalı vapur bulamadım. Sabaha doğru 05:00 gibi bilet bakıp düşündüğüm sırada gece 04:00 ve 03:00 vapurları dolmuştu bile! Daha fazla oyalanmadan 02:00'ye araç ve yolcu dahil 61 TL'ye rezervasyon yaptırdım.


Kızım Defne tatilci oldu diyebilirim. Oğlum Ege ise geçen sene Kuşadası Palmin Hotel deneyiminden sonraki 2. deneyimi Green Nature Resort & Spa olacak. Bebek yaşta iyi gezdirdiğimi düşünüyorum :) 
Uykusuz yola çıkmak nasıl bir duygu bilirsiniz. 
02:45 civarında Yalova'ya indik. 04:00 sularında artık kontrol ve hareketlerim zayıfladığından bir benzinliğe çekip uyumayı uygun gördüm. Neyse ki benim gibi düşünen onlarca kişi vardı. Susurluk'ta koltukları yatırıp ailece uykuya daldık. İlk uyanan bendim ve saat 06:30'du. 2.5 saatlik uyku beni resetlemiş kendime getirmişti. Yola devam...


Çok detaya girip yol boyu dinlediğim müzikleri paylaşmıyorum fakat hiç durmadan Marmaris sınırlarına kadar geldik. Yıllardır farklı kaynaklardan gördüğüm bir manzarayı keşfetme zamanı gelmişti. Marmaris'e inen kıvrımlı yolu gidenler bilir. Hep o yoldan Akyaka'ya doğru Azmak Nehri manzarasına bakardım ama internette gördüğüm fotoğraf çok daha yüksek ve güzeldi. Meğerse yıllardır yanından görmeden geçtiğim yer 'Sakar Seyir Terası'ymış. Marmaris'e inen yol üzerinde birden sağ tarafa doğru dönen 'aşırı derecede' kötü tozlu topraklı bir yoldan 3 Km kadar gidince ulaşılıyormuş.


Google Maps'e aynen 'Sakar Seyir Terası' diye yazarsanız çıkıyor yoksa farklı bir yer gösteriyor haberiniz olsun. Fotoğrafta o duyguyu tam alamamış olsam da yol güzargahınıza mutlaka ekleyin. Binek alçak arabalar altını vurabilirler dikkatli gidin mesuliyet kabul etmiyorum :) Manzaranın tadı hafif bir yiyecekle çıkar. Biz ailece gözlemeye düşkünüz. O zaman gelsin gözlemeler :)


Burada sanırım 1 saat kadar vakit geçirdik. Otel girişleri 14:00 olduğundan burada biraz oyalandık. Gitmeden öncede ailece bu manzaraya karşı unutamayacağımız yükseklikte fotoğraf çekildik.


Manzaranın yüksekliğini gösteren bu videoyu izlediğinizde bana hak vereceksiniz...


Bu tip yerlerde neye ne kadar vereceğiniz genelde muamma olur ama işletme açık yüreklilikle bizde her şey şeffaf kardeşim dercesine asmış fiyatlarını. Kişi başı köy kahvaltısı 35 TL, Gözlemeler 10 TL. İncelemek isterseniz buyrun...


Şimdi gelelim kuru fasülyenin faydalarına :) Uzun bir yolculuktan sonra işte Marmaris karşımızda!


10 dakikalık bir yolculuğun ardından nihayet otelimize kavuştuk. Karşılama oldukça samimi ve güler yüzlüydü. Giriş işlemlerimizi halledip odamızın yolunu tuttuk. İş sebebi ile önceden rezervasyon şansımız yoktu. Bu yüzden dolarında fırlamasıyla otel fiyatları uçmuştu. 4 gece 5 gün için her şey dahil 3100 TL. Çocuklar sıcaktan ve yoldan yorulmuş olacak ki hemen yatağa koştular.


Rezervasyon sırasında havuzu veya aquaparkı gören bir oda istediğimi belirtmiştim sağ olsunlar manzaramız da güzeldi.


Otel her şey dahil konseptte sabah, öğle ve akşam açık büfe. Gün boyu içecek dahil. 12:00-17:00 arası fast food ve pastane mamülleri ikramlı. Yani anlayacağınız yok yok! 


Biraz atıştırdıktan sonra kendimizi havuza atalım dedim. Bu sene yaz biraz geç geldi haliyle denize çok giremedik o yüzden acısını havuza girerek çıkartacağız :) Kızım Defne'nin 1 yıl aradan sonra havuzla tekrar buluşması görülmeye değerdi. Her şey "O" ve kardeşi "Ege" için...


İlk gün yol yorgunluğu ile birleşince çokta adapte olamadım. Günün akşamında açık büfe yemek için hazırlıklar yapılırken bizlerde üstümüzü değiştirmeye gittik. Erinmeden saydım. Tatlı, salata ve ana yemekler dahil 150 çeşit yiyecek vardı. Otel yorumlarına Google'dan bakarsanız bir kaç tuhaf insan yemeklerin yetersiz olduğunu yazmış. "Boşan da semerini ye" lafı sanırım bu kişiler için söylenmiş. Arkadaşlar aklına gelen gelmeyen oldukça zengin bir menüsü vardı ki, eminim aklınıza gelmeyen bir yiyecek olan 'midye' dahi servis ediliyordu. Artık siz düşünün otelin mutfağı nasıldır diye...


Yemekten sonra dev satranç kızımın ilgisini çekti. Kurallarını bilmese de burada bir süre vakit geçirdik.


Günün akşamında amfi tiyatro gösterileri için hazır bulunduk. Karaoke adındaki gösteri izleyiciler arasından birilerini seçerek şarkı söylenmesinden ibaretti. Yani ilk gün animasyonunda çokta eğlendiğimiz söylenemez. Ertesi gün dinlenmiş ve daha enerjik olarak güne başladık. Ailece kahvaltıya inip otelin veli nimetlerinden faydalandık.


Hayatımda ilk kez geçen sene Kuşadası Palmin Hotel'de aquapark deneyimi yaşamıştım. 2. kez bu deneyimi yaşamak için aquapark tarafına geçtim.


Otelde 2 büyük havuz, 2 çocuk havuzu ve aquapark havuzu olmak üzere toplamda 5 tane havuz mevcut. 1 yıl aradan sonra tekrar bu kaydıraklardan kaymak büyük keyif verdi. Gün boyu aquapark ve havuzda keyifli bir gün geçirdik. Akşam saatlerinde havuz başına koyulan masalarda keyifli bir akşam yemeği ile amfi tiyatronun yolunu tuttuk. 


Bu akşam yapılan gösteri beğenimizi kazandı. Sihirbaz Aile adındaki gösteride gözümüzün önünde inanılmaz şeyler yapıldı ve günü bu şekilde sonlandırdık.


Ertesi gün havuz çocukları yormuş olacak ki epey geç kalktılar. Ben tek başıma hafif bir kahvaltı ile günü geçiştirdim. Çocuklar geldiğinde 1 saat kadar havuzda vakit geçirdiysek de oğlum ege uykuya yenik düştü ve havuz içindeki şişme botta uyuyakaldı. Bizde kızımla öğle yemeği için restorantın yolunu tuttuk. Her şey açık büfe olunca insan hepsinden yemek istiyor tabi. Dün akşam yemeği biraz fazla kaçırınca yatarken rahatsız olmuştum. O yüzden çok yormayacak şekilde öğle yemeğimizi yedik.


Oğlum Ege uyandıktan sonra yemek yediler. Yemekten sonra çocuklar eğlensin diye Kids Club'a gittik. Otelde çocuk sayısı çok olmasına rağmen Kids Club kalabalık değildi.


Günün belirli saatlerinde resim boyama, çizgi film izleme ve yüz boyama gibi çocuklar için aktiviteler mevcut.


Oğlum Ege renkli top havuzunu görünce birden oraya doğru atladı. Bir süre oynattık ama çıkmak istemedi. Çocuk işte...


Bir süre sonra tekrardan havuz ve aquaparka döndük. Kızım Defnenin şişme yeleği zarar gördüğünden otelin 2 marketine de bakarak başka bir şişme yelek aldık (30 TL). 


Güneş gün boyu tepemizde olduğundan insan sürekli sıvı bir şeyler içmek istiyor. Ben kola içerken eşim ve kızım meyve kokteyli içtiler.


Biraz da otelin içerisini keşfetmek için kapalı havuz tarafına geldik. Fotoğrafın sağında küçükler içinde ayrı bir havuz mevcut. Güzel ama tabi ki açık havuz kadar eğlenceli değil. 


"Burası Ne Baba" diye kızım merak edince Türk Hamamına da girdik. Bizden başka kimse yoktu. 1 tanesi büyük 2 tanesi küçük 3 farklı hamam mevcuttu.


Masaj & spa, kuaför, market, hediyelik eşya ve dövme gibi hizmetleri de bulunan otelin kapalı kısmındaki yerler bu şekilde...
Otel konum itibariyle Marmaris sahil yolunun sonunda ve İçmeler beldesine komşu durumda. Akşam yemeğinden sonra İçmelere gitmek için aracımızla yola çıktık. Aracımızı uygun bir yere park ettikten sonra dere boyunca uzanan yoldan sahile indik.


Sahil oldukça kalabalık ve hareketliydi. Buzdolabı magnet koleksiyonum için gözlerim hediyelik eşyacılardaydı. Hoşuma giden bir magneti daha koleksiyonuma katarak 42. magnetimi aldım. İçmeler sahili denize girmek için çok güzel gözüküyordu. Hava karanlık olduğundan yolumuza devam ettik. Sahil boyunca 1-2 saat dolaşıp otelimizin yolunu tuttuk.
Ertesi gün güzel odamızın güzel manzarasıyla güne uyandık.


Kahvaltının ardından kızım aquaparkta tek başına kaymak istediğini söyledi. Aslında korkuyordu hatta oraya çıkınca yapamayacak sandım ama tek başına ilk kez kaymayı başardı kızım Defne.


Karnımız tok olduğundan öğle yemeği yemedik. Onun yerine fast food atıştırmalıklarıyla günü geçirdik. Akşam yemeğinden sonra amfi tiyatroda Türk Gecesi gösterisi vardı. Gayet eğlenceliydi. Özellikle turistlerin dansöz gibi kıvırması oldukça hoşumuza gitti :)


Green Nature Resort & Spa günlerimiz bu şekilde sonlandı ve bize unutamayacağımız güzel anılar bıraktı. Eşim ve çocuklar odalarına çıkarken ben gecenin bir yarısı şezlonga uzanıp sessizliği dinledikten sonra uyudum...
Artık oteldeki son günümüz ve çıkış vaktimiz gelmişti. Son kahvaltı için restoranttaydık.


Eşyalarımızı toplayıp kısa bir süre havuzda yüzdükten sonra otelden ayrıldık. Son bir fotoğraf ile ailece beğendiğimiz bu oteli güzel anılarımıza ekledik. 


Marmaris'ten Green Nature Resorttan selamlar ve sevgilerimizle...


SAKAR SEYİR TERASI - GREEN NATURE RESORT & SPA MARMARİS

UMUT ERDOĞAN
Email:Discover_me_forever@hotmail.com

Blog Haberleri

  • Blog sayfam yeni şablonuyla yayında.Gezilerimiz devam ediyor
  • 18 Mart 2015'te KUZULUK SAKARYA AKYAZI Gezimiz sizlerle olacak
  • 17 Temmuz 2015 Ramazan Bayramında KARADENİZ TURU yapmayı planlıyoruz
  • 23 Eylül 2015 Kurban Bayramında yine memleketimiz CİDE'ye gidiyoruz. Yol üstü küçük kaçamak anılarımla paylaşımlarım devam edecek
  • 20 Mart 2016'dan sonra SAPANCA - KUZULUK KAPLICALARI - ABANT - SÜNNET GÖLÜ ve MUDURNU Gezisi yapmayı planlıyoruz
  • 2 Temmuz 2016 Ramazan Bayramı Tatilinde Eskişehir'den başlayıp MUĞLA civarındaki MARMARİS, DATÇA, AKYAKA, DALYAN gibi harika yerleri ziyaret edeceğiz
Flag Counter