1. KENDİNİZİ ÖZGÜR HİSSETTİĞİNİZ YERLER KEŞFEDİN !
  2. MASAL DÜNYASINDA KAYBOLMAK İSTER MİSİNİZ ?
  3. HAYATINIZ BU KADAR RENKLİ Mİ ?
  4. IŞIKLARIN DANSINI KEŞFEDİN !
  5. KAHRAMAN OLUP YOLDAKİ CANLILARI KURTARIN
  6. İLGİNÇ DOĞAL YAPILARI ZİYARET EDİN !
  7. FARKLI OTELLERDE KONAKLAYARAK UFKUNUZU GENİŞLETİN...
  8. EN SON HANGİ KUMSALA AYAK İZLERİNİZİ BIRAKTINIZ ?
  9. ŞEHRİN GÜRÜLTÜSÜNDEN UZAK YERLER...
  10. YÜZYILLARDIR AYAKTA DURAN TARİHİ YAPILAR...

Güncel Yazılarım

21 Nisan 2018 Cumartesi

SÜLÜKLÜ GÖL (BOLU)- YUVACIK KARAASLAN KAMPİNG(İZMİT)

Geçen yılı güzel rotalar ile bitirdiğimiz yaz ayından sonra 2018'in ilk rotasını belirlemiş olduk. Aslında ilk kez planlanmış değilde doğaçlama bir gezi yaptım diyebilirim. Haydi başlayalım...
Her yıl mart ayında kuzuluk kaplıcalarına gitmek adet oldu bizde. Eşyalarımızı topladık ve koyulduk yola. Benim için gezmek aynı zamanda şehirler arası yollarda ziyafet çekmekti. Annemin de isteği üzerine İzmit'te bulunan Köfteci Yusuf'a uğradık.


Burası uzun yollarda lezzetli köfteleriyle insanların görmek istediği yerler arasında sanırım ilk sırada geliyor. (2018 fiyatları 1 KG Köfte 70 TL) Karnımızı bir güzel doyurduktan sonra yolumuza devam ediyoruz. Buradan yaklaşık 1 saat sonra Akyazı'da ki Kuzuluk kaplıcalarına geldik. Beni tanıyanlar İstanbul'un sıkıcı bunaltıcı hayatından ne kadar çok bıktığımı bilirler. O yüzden buralar bana cennet gibi geliyor...


Daha önceki paylaşımlarımda kuzuluk kaplıcaları ile ilgili detaylı yazmıştım o yüzden burayı kısa tutuyorum. Kaplıcalar ile ilgili yazımı okumak isteyenler buraya tıklayabilirler. Bu senenin sürprizi kaplıcaların yakınındaki Atik Çay Bahçesinde. Mevcut alan arka tarafa doğru güzelce dekor edilmiş ve hizmete açılmış. İçerisinde bir çok çocuk aktivitesinin bulunduğu alan oldukça beğenimi kazandı.


Buraya yakın neresi var, nereye gidelim derken abimden Sülüklü Göle gidelim fikri çıktı. Yanımıza ufak tefek atıştırmalık ve mangallık alarak koyulduk yola. Kaplıcalara yaklaşık 30-35 dk uzaklıktaki Sülüklü Göl Tabiat Parkı Bolu'da ki Tavşan suyu köyünde yer alıyor.


Bazı yerlerde dağdan akan suların içinde araba ile geçtiğimiz yerler oldu. İnternetten yorumlara bakarken yolların bozuk ve gitmenin zor olduğunu yazanları gördüm. Gözüm korkmadı değil hani. Yolda ilerledikçe hiçte yorumlarda yazıldığı gibi olmadığını gördüm. Bir dağın tepesinde bulunan Sülüklü Göl'e çok rahat bir şekilde tırmanıyorduk.


Tabiat parklarının girişi genelde ücretli olur biz sezonunda gitmediğimizden ücretsiz olarak içeri girdik. Fakat sanırım yazın giriş ücretli olacak.

sülüklü göl tabiat parkı girişi bolu ile ilgili görsel sonucu

Hafif kapalı olan hava bize sürpriz yaparak sağanak yağmura dönüştü. Birden bire bardaktan boşalırcasına şiddetli bir yağmura maruz kaldık. Doğanın ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz. Bulunduğunuz anı yaşamak ve duruma pozitif bakmak sizi mutlu edecektir.


Yağmurun ardından ister istemez etraf çamur oldu. Etrafı dolaşırken burnumuza gelen toprak ve çimen kokusu yüzümüzde tebessüm bıraktı. Düşünsenize dünya aslında toprak ve sudan ibaret. Ne ara bu ortamı özler hale geldik değil mi?


Kızım Defne üstüne patır patır yağan yağmurda o kadar mutlu oldu ki ortaya benim için efsane olabilecek bu fotoğraf çıktı.


Bir süre etrafı keşfettikten sonra buranın az yukarısında bir gölün daha olduğunu öğrendim ve oraya doğru yola koyulduk. Araba ile değilde doğa içinde kaybolurcasına yürümeye başladık. Yağan yağmurun etkisiyle üstümüz başımız çamur oldu tabi ama olsun kirlenmek güzeldir ( :) Omo reklamı ile alakam yoktur :) Gökyüzüne dümdüz uzanan şu ağaçlara baksanıza kirlenmeye değmez mi?


10-15 dk yürüşün ardından diğer göle de ulaştık. Fotoğrafta aynı hissi verir mi bilmiyorum ama arka taraftaki dağa kar yağmış ve silüeti göle yansımış gibi olmuş. Bu bana Kanada'da çekilip internette tesadüfen rastladığım fotoğrafları anımsattı. Yoksa burası Kanada mı :) ?


Kızımın mutluluğu yüzüne yansımış. Bir süre sonra Sülüklü Göl'e dönüyoruz ve mangal için hazırlık yapıyoruz. Doğada olmak insanı acıktırıyor. Etrafta bulunan çalı, çırpı, odun yağmurdan ıslandığı için tutuşturmamız bir hayli zor oldu. Üstüne bir daha yağmur yağınca iyice zorlandık. Neyse ki kızartmak için yanımızda sadece sucuk vardı ve kolayca kızartmayı başardık. Yağmur altında da olsa keyifli bir mangal yaptık.


Hava kararmadan dönüş yoluna girdik. Bugün aynı zamanda oğlumun doğum günüydü. Eşim sağ olsun her şeyi hazırlamıştı. Nice yıllara doğum günün kutlu, bahtın geleceğin açık, vatana millete hayırlı evlat olursun inşallah. Ege'm 1 yaşında!


Artık Kuzulukta zamanımız dolmuş annem ve babamı buradan memlekete uğurlarken bizde istemeyerek de olsa İstanbul'un yolu tutmuştuk. Günlerden pazar ve ben Sakarya'daydım. Eve dönüp ne yapacağım yol üzerinde nereye gidebilirim diye kısa bir araştırmanın ardından yıllardır TV programlarından gördüğüm İzmit'te ki Yuvacık Barajını hatırladım! Tv'de gördüğüm ve beğendiğim yerleri yıllar geçse de aklımın bir köşesinde tutar ve günü geldiğinde mutlaka ziyaret ederim. Bu güne kadarda hep düşündüklerimi yapabildim çok şükür! O zaman istikamet Yuvacık'ta ki Karaaslan Kamping. Bu mekanın namını çok duymuştum navigasyonumu kurarak yola koyuldum. 


Yuvacık barajı bize yüzünü gösterince buranın güzel bir yer olduğunu anladım. Yol boyunca döndüğüm her virajda ayrı bir manzara yakaladım. 


Ve karaaslan kampinge ulaştık. Dik bir rampadan aşağı inerek tesise ulaşılıyor. Hemen girişte Zıpline adı verilen 2 yüksek tepe arasına kurulmuş çelik halat ile adrenalinizi zirveye çıkartabilirsiniz! Halatın birinden gidip diğerinden geri geliyorsunuz. (Zıpline gidiş geliş 20 TL)


Aracımı park ettiğim yerin dibinde çocuk parkı olunca kızım Defne koştu tabi. Ege'm ise eliyle "ıhhh ıhhh" diyerek gösterdi isteğini :) Çare yok önce onların isteğini yaptık.


Karaaslan kamping tahminimden daha güzel çıkmıştı. Tesisin içinden gürül gürül akan su etrafına yapılmış çardaklarda akşama kadar vakit geçirebilirsiniz.


Nehrin karşısında bulunan patika yol etrafı daha iyi görmenizi sağlayacak bu yüzden ziyaretiniz sırasında dar ama güzel olan bu yolu kullanmanızı tavsiye ederim.


Tesiste konaklamak için bir otelde mevcut. Kişi başı gecelik konaklama 140 TL'den başlıyor. Farklı bir deneyim yaşamak isteyenler deneyebilir.


Ne yalan söyleyeyim etrafı dolaştıkça kendimi iyice tatil havasına soktum. Girişte mini bir bakkal ve bir kaç hediyelik eşya satan dükkan mevcut.


Hediyelik eşya demek buzdolabı koleksiyonum için mıknatıslı magnet demek ve 41. turistik gezi yerim olan Yuvacık magneti ile koleksiyonumu sürdürüyorum.


Böyle bir yere gelip de bir şeyler yemeden gidilmez elbet. Nehir üzerine kurulmuş terasların birisine yemek için oturmak istiyoruz ama ne mümkün full+full her yer. Çalışanlarında bu sene ilk kez böyle yoğunluk oluyor dediklerini duydum.


Bir süre daha etrafta oyalanıp boş bir masa bulunca oturduk. Bu seferde Ege efendi rahat durmamaya başladı. Yoğunluktan dolayı siparişimiz tam 1 saat sonra geldi. Ben bir mekana not verirken hiç bir zaman sipariş geç geldi masada şu yoktu bu yoktu diye not kırmam. Sonuçta çalışanlarda insan ve hepsi işini yapmaya çalışıyordu. Bu tip yerlerde koştura koştura yemek yemeye gelirseniz sadece para ödersiniz. Tadını çıkartmak için ortamın keyfini çıkartın!


Yemek yerken başka fotoğraf çekmediğimden kızımın hayko cepkin misali pozunu istemeyerekte olsa yayınlıyorum. (Masada gördüğünüz görsel 73 TL tuttu. 1 LT kola 13 TL- Tavuk ızgara 26 TL gibi kazık bir fiyata servis ediliyor). Yemekten sonra akarsuya doğru konumlandırılmış salıncakta kızıma heyecanlı anlar yaşattım. Korku ve mutluluğu aynı anda yaşadı.


Tesiste sadece çocuklar değil büyüklerde düşünülmüş. Büyükler için nehre doğru sallanan bu salıncakta oldukça zevkli anlar geçirmenize yardımcı olacaktır.


Buranın müşterileri çardakların yanındaki mini büfeden dilediği gibi çay ve kahveyi ücretsiz olarak içebiliyor. Biz hakkımızı kahveden yana kullandık.


Güzel bir gün geçirdiğimiz karaaslan kampinge bir gün tekrar gelmek için sabırsızlanıyorum. Buraya en azından çay içmek için bile gelinir. Yaza planlarınız arasına eklemeyi unutmayın. Tesis içinden akan bu akarsu ile bu gezimizi sonlandırıyoruz. Başka bir gezi anısında görüşmek üzere...


Sülüklü Göl (Bolu)- Yuvacık Karaaslan Kamping (İzmit)

UMUT ERDOĞAN
Email:Discover_me_forever@hotmail.com

4 Eylül 2017 Pazartesi

ERDEK

Kuşadası Palmin Hotel'den ayrılıp aklımdaki 2 rota için karar vermem gerekiyordu. Yıllardır gitmek istediğim Avşa adasına mı gitsem yoksa Didim-Akbük'e mi insem diye kararsız kaldım. Daha fazla güneye inmek yerine İstanbul'a yakın olan Avşa adasına gitmeyi uygun gördük. Çocuklu bir aile olduğumuzdan arabalı vapur ile gitmemiz gerekiyordu. Erdek'te öğlen 15:00 ve akşam 20:00 de olan arabalı vapurlar için yola çıkmıştım. Çok fazla mola vermeden yol çıksam da saat 15:00 deki arabalı vapuru kaçırdık. Bizde nede olsa vaktimiz var diyerek arabayı limana Avşa'ya gitmek üzere park ettik. Hem biraz Erdek'i tanıyalım hemde karnımızı doyuralım diye başladık dolaşmaya.


Bir yandan yemek yerken bir yandan da telefonumu kurcalıyordum. Birde ne göreyim. Bir arkadaşımın daha Erdek'te olduğunu gördüm. Hemen telefon edip nerede olduğunu sordum. Otellerin olduğu plajdaymış. "Yemekten sonra geze geze geleceğim görüşebilirsek görüşelim" diye kapattım telefonu. Tarif ettiği yere kadar güzel mekanlar ve hediyelik eşya satıcıları gördüm. Plajın başladığı girişe ulaştık.


Akşam saatleri olduğundan çok fazla kalabalık değildi. Denize karşı sırayla dizilmiş 100'lerce şezlong güzel manzaralar oluşturdu gözümüze. 


Palmiye ağaçlarının yolu serinleten manzarası da hoşuma gidince eşime acaba Avşa'ya gitmek yerine burada mı kalsak diye fikir danıştım. Meğerse o dünden razıymış :) Akşam 20:00'de bineceğimiz arabalı vapurun Avşa'ya ulaşması gece 23:00'ü buluyormuş. Yanımızda bir çocuk bir bebek çok zor olur diyerek rastgele 1-2 otele fiyat sormak için gittim. İlk gittiğim otel 3 gün konaklama şartımız var diyerek benim 2 günlük isteğimi reddetti. Sanki 5 yıldızlı otel işletiyorlar sevmedim bu durumu. Oradan ayrılıp hemen yandaki Tuana Otel'e gittim. Girişteki bayan çok güzel karşılayıp gönlümüzü kazandı. Kahvaltı - Akşam yemeği, plajda şezlong şemsiye dahil 2 gün için 450 TL'ye anlaştık. Aslında buraya göre pahalı olduğunu biliyordum ama çocuklar varken daha fazla araştırma yapamadım.


Amacımız gezmek olduğundan hiç odaya dahi bakmadan tuttuk burayı. Yani bir otel ne kadar kötü olabilir ki ? Pimpirikli bir yapıya sahip olmadığımızdan herşeyi hoş görü ile karşılayabiliyorduk. İlk kez bir oteli bu kadar sevmedim desem yeridir. Duvarlar yıkık dökük, Odalar aşırı eski, çocuğa çizgi film açayım deseniz yok, 3 taneden başka kanal yok TV'de, İnternet deseniz çekiyor gibi gösteriyor bir kaç saniye video izliyorsunuz sonra kesiliyor, Sıcak su kesinlikle akmıyor, Duş yeri kırık elimde tutarak duş almak zorunda kaldım vs. Bu kadar olumsuzluğa rağmen yinede tatilin tadını çıkartmak için moral bozmadık. Tek memnun olduğumuz şey balkonun manzarasının direk denizi görüyor olmasıydı! 


Otele girişimiz akşam saatlerinde olduğundan yemek için açık alana indik. Yemekler fena değildi diyebilirim. Çeşitte yeterliydi. Her şeyin açık büfe olması da cabası tabi. 


Yemekten sonra boydan boya sahili dolaşmak için dışarı çıktık. Gezip güzel manzaralar yakalamak mümkün. Sahil akşamları cıvıl cıvıl. Bugünü yol yorgunluğu ile bu şekilde bitirip odamıza çekildik. Sabah güzel bir kahvaltının ardından en öndeki şezlongu kapmak için sahile koştum. Henüz çok fazla kişi gelmemiş sessizliğin ve denizin keyfini çıkarttım.


Marmara denizinde olmamıza rağmen denizin berrak olması beni şaşırtmıştı. İlk başlarda girdiğim deniz ilerleyen saatlerde kötü bir görünüm aldı ve denize girme isteğim kırıldı. Bizim çocuklar gece rahat vermediğinden uykumu tam alamamıştım. Şezlonga uzanarak saatlerce uyudum. Öğleden sonra magnet koleksiyonum için çarşı turu yaparak gezmeye çıktık.


Koleksiyonum için magnet aldıktan sonra açlığımızı giderecek bir şeyler yiyelim dedik. Erdek'te ne yenir yöresel bir yiyeceği var mıdır bilemiyorum ama hayatımda yediğim en güzel kumruyu burada yedim. Akşam saatlerine doğru sahil yolu iyice kalabalıklaşıyor. Bir çok eğlence mekanı akşam saatlerinde faaliyete giriyor. 


Sonuç olarak upuzun sahili olan, akşamları eğlenceli vakit geçirebileceğiniz bir çok mekana sahip Erdek deniz için her zaman uygun olmayabiliyor. Otel seçiminide iyi yapmakta fayda var. Sonraki rotamız Tirilye. Hoşçakalın...

ERDEK

UMUT ERDOĞAN
Email:Discover_me_forever@hotmail.com

TİRİLYE - MUDANYA

Erdek'te geçirdiğimiz 2 günün ardından rotamızı Tirilye'ye çevirdik. Yaklaşık 2 saatlik yolculuğun ardından Tirilye tabelaları karşıladı bizleri. 


Tirilye için son yıllarda küçük şirin çarşısı ile adını duyurmuş bir sahil kasabası desem sanırım yanlış söylemiş olmam. 2 şeritli yollarda zeytin ağaçlarının yanından aheste aheste geçerek ulaştık buraya.


Yol kenarına park etmek sorun olabildiğinden aracınızı direk limana park etmek daha mantıklı olacaktır. Limanda güzel fotoğraflar çekebileceğiniz manzaralar mevcut. 


Peki Tirilye'de ne yenir? Ne alınır? Nereler gezilir? Tirilye bir sahil kasabası olduğundan liman boyunca bulunan balıkçılardan midenize ziyafet çektirebilirsiniz.


Sahil tarafında bulunan Tirilye haritasından konumunuzu ve gezilip görülecek yerleri keşfedebilirsiniz. Dikkatinizi çekti mi bilmem ama yoldaki tabelalar TİRİLYE diye yazarken bu harita TRİLYE diye yazıyor. Doğrusunu bende bilmiyorum :)


Fazla uzun olmayan sahilinde dolaşarak limandaki gibi balıkçı restoranlarını tercih edebilirsiniz. 


Yol bitiminde denize girmek için küçük bir alan mevcut fakat temizliği tartışılır sonuçta burası Marmara denizi.


Erdek gibi denizi temiz gözükse de çokta yakından öyle olmadığı aşikar. Zaten dönüş yolunda olduğumuzdan deniz derdimizde yoktu işin açıkçası... Gelelim Tirilye'nin en ilgi çeken yerine. Hediyelik eşya satan dükkanlar rengarenk dizaynıyla hep ilgimi çekmiştir. Tirilye çarşısı adındaki bu şirin mekanda onlarca hediyelik eşya bulabilirsiniz.


Onlarca farklı aromadaki sabunlardan alarak hem sağlıklı hemde güzel kokulu sabunlar tercih edebilirsiniz. Geçen sene Şirince'den 10 farklı sabunu 10 TL'ye almıştım burada ise tanesi 3 TL. Boyutları hemen hemen aynı fakat biraz pahalı gibi.


Doğal tuz lambalarından alarak yine sağlıklı bir adım atabilirsiniz. Görüntüsü güzel geldiğinden fotoğrafladım fakat almadık.


Buralara kadar gelmişken özene bözene sürdürdüğüm magnet koleksiyonum için bir tane daha aldım. Yolun ilerisinde bulunan terk edilmiş kiliseyi baykuşların sardığını duymuştum. Pek uğurlu olmasa da burayla özdeşleşmiş olduğundan baykuş figürlü bir magnet aldım.


Kiliseyi görmeye gitmedik. Zaten manzarayı hemen hemen tahmin edebiliyorum. Sahil yolu üzerinde bulunan köylü pazarından zeytin almaya gittik. Burada da Gemlik gibi zeytincilik var.  Yarım kilo zeytin 10 TL. Ayrıca saf zeytin yağıda mevcut onunda şişesi 20 TL'ydi.


Evde günlük tüketebileceğiniz farklı yiyeceklerde mevcut. Yolum düşerse yöresel yiyecekleri yöresinden almaya özen gösteriyorum.


Kuşadası'ndan başlattığımız tatil turumuzu Tirilye ile tamamlamış olduk. Geri dönüş yolunda yine sahil boyunca güzel manzaralar yakaladık. 


Yalova'ya ne zaman ulaşacağımızı bilmediğimden deniz otobüsü için bilet almamıştım. Pendik'ten gelirken sorun yaşamadım fakat Yalova'dan Pendik'e giden feribotun 19:00'a kadar dolu olduğunu duydum. Saat henüz 17:00'e gelirken beklemek yerine körfezi dolanarak yaklaşık 2 saat içinde turumu tamamlayıp sağ salim evimize ulaştık...

UMUT ERDOĞAN
Email:Discover_me_forever@hotmail.com

KUŞADASI - PALMİN HOTEL

Yine bir bayram zamanı ve şehirden kaçış için kolladığım fırsatlardan birini yakalamış bulunmaktayım. 1 aydan beri rota oluşturmaya başlamıştım ki eşim "inşallah bu sefer oradan oraya koşturmalı bir rota çizmiyorsundur" diyerek bütün hevesimi içime gömdü. Tanıyanlar bilir kızım Defne yaramazlığının zirvesinde, oğlum Ege ise günün her saati ağlamak ile meşguller. Bu seferde eşimin dediği olsun diyerek başladık tatil sitelerinden her şey dahil oteller aramaya. Beğendiğimiz bir kaç otel arasından eleme yaparak Kuşadası'ndaki Palmin Hotel'e karar verdik. Benim içinde yeni bir deneyim olacak olan Palmin Otel ile 4 gece 5 gün için 1400 TL'den anlaştık. Son zamanlardaki favori içeceklerim arasında bulunan soğuk kahveleri yol boyunca içmek için geceden buzdolabına koymuştum. Onları sabah arabanın torpidosuna koyup saat 7:00 sularında yola çıktık.


Bu sene İDO deniz otobüslerinin fiyatlarında indirim yaptığı haberlerini duymuştum. Yıllar önce 65 TL'ye yaptığım yolculuğu bu sefer 47 TL'ye yaptım.


Kahvaltı yapmadan yola çıktığımızdan karnımız açtı. Vapurun kafeteryasından simit ve çay alarak açlığımızı bastırdık. 




Pendik İDO limanından başlayıp Yalova'ya kadar uzanan deniz yolculuğumuz 45 dk. kadar sürdü. Kahvaltı için kendimi Susurluk'ta bulunan Düzdağ tostçusuna saklıyordum. Ege tarafına her geldiğimde Susurluk Yörsan tesislerine uğrardım. Son yıllarda özellikle ayranının sıradan olması beni buradan soğuttu. Sıkı takipçisi olduğum BİZ EVDE YOKUZ gezgin çiftinin bir yazısında Düzdağ tostçusunun namını okumuştum. Susurluk tostu bilinenin aksine mihaliç peynirinden yapılıyormuş. Üzerine domates salçası sürerek servis ediyorlar. Tostun yanında domates ve biber ikram ediyorlar. Tostu kadar ayranın tadı da harikaydı! Köpüklü köpüklü ayranı içmeye doyamayacaksınız!...


Karnımızı doyurduktan sonra hiç mola vermeden düştük Kuşadası yollarına. Susurluk'tan yaklaşık 4 saat sonra Kuşadası tabelaları karşıladı bizleri.


Kısa bir süre sonrada nihayet Palmin Hotel'e vardık. Girişte güzel ve ilgili karşılandık. Otelin ön ve arka cephe olmak üzere 2 farklı türde odaları mevcut. Rezervasyon sırasında havuz cephesinden ve üst katlardan oda istediğimi özellikle belirtmiştim. Hiç bir sorun yaşamadan odamıza yerleştik. Balkondaki manzaramız güzel vakit geçireceğimizin habercisi gibiydi.


Otelde sabah, öğle ve akşam yemekleri açık büfe olarak veriliyor. Bunun yanı sıra öğle yemeğinden sonra snack ikram adı altında fast food tarzı ürünleri havuz kenarında alabiliyorsunuz. İçecekler gün boyu ücretsiz. Gittiğimizde öğle yemeğini kaçırdık fakat snack ikram ile yeterince doyduk.


Ben ve kızım Defne bir kaç saat havuzda oyunlar oynayarak geç saatlere kadar eğlendik. Tesis içinde buhar odası, sauna, jakuzi, masaj salonu, kuaför, kapalı havuz, spor salonu, mini market, takı dükkanı, Tv odası, kadınlar plajına gün boyu servis ve Türk hamamı mevcut. Öğleden sonra giriş yaptığımızdan ilk günümüzü neyin nerede olduğunu keşfederek geçirdik. Kapalı havuzda kimseler yok iken bir süre burada yüzdüm.


Akşam saatlerinde onlarca çeşit yemekten dilediğimizi yedik. Hepsi lezzetli ve bazısı ilk kez gördüğümüz yemek türleriydi. Hiç bir şeyden kısılmamış yaklaşık 100 çeşit yiyecek vardı.


Günün gecesinde balkonumuzdaki manzaramız da mutlu olmamıza yeterliydi.


Ertesi gün yol yorgunluğunu atmış olmanın huzuruyla daha enerjik olarak uyandık. Sıkı bir kahvaltının ardından aquapark kaydıraklarına gittim. Daha önce kullanmadığımdan ilk önce turuncu kaydırağa binmem tavsiye edildi. Sonrasında diğerlerine binerek eğlenceli vakit geçirdim.


Otelin sabah saatlerinde başlayıp akşama kadar uzanan sıkılmayacağınız bir çok aktivitesi mevcut. Benim en zevk aldığım havuz içindeki voleybol oyunuydu. Eğlence ekibinden gelen bir arkadaş hakemlikte yapıyordu.


Bunun gibi havuz içinde maç, dart oyunu, kayık üzerinden düşürmece gibi farklı oyunlarda yapılıyor. Bu aktiviteler gün boyu yapıldığından sıkılacak vaktiniz olmuyor. Çocuklar için ayrı havuz olmakla birlikte eğlenceli ve yine aktiviteli zaman geçirebilecekleri çocuk oyun odaları mevcut. Kızım Defne bu eğlence odalarını çok sevdi.


Yüzme bilmediği için havuz içinde uzaklaşamayan Defne hanım ona aldığım şişme can yeleğiyle "artık tutmana gerek yok baba" diye özgüvenini gösteriyordu bana.


Karnımız o kadar toktu ki acıkmaya fırsatımız dahi olmuyordu. Artık yemekleri 1 öğün atlayarak yemeye başladık. Yorulunca da kendimize soğuk bir şeyler alıp yemek terasında yudumladık.


Otelin imkanları güzel olsa da Kuşadası gibi turistik bir yere gelip de gezmemek olmaz. Aktivite ve yemekleri bir kenara bırakıp, eşimle ilk evlendiğimde yaptığım ege turunda uğradığımız Zeus Mağarasına gittik.


Zeus mağarası Dilek yarımadasının hemen girişinde bulunuyor. 6 yıl öncesine kadar pek bir değişiklik olmamış burada. Sadece girişi biraz daha düzenli bir yol yapılmış. Giriş ücretsiz.


Zeus mağarası için bir kaç efsane duymuştum. 1.si gök tanrısı olan Zeus denizler tanrısı Poseidon'u kızdırdığında bu mağarada saklanıp dinleniyormuş. 2.si ise antik dönemlerde krallar toplantıdayken kraliçeler burada yüzüyorlarmış. Ayrıca su içindeki minerallerin cilt hastalığında olumlu etkileri olduğu söyleniyor. Mağaraya karşı şöyle bir öz çekim yapayım derken eliyle işaret yapan abiyede selamlar olsun bu arada :)


Zeus mağarasından sonraki durağımız Güvercin adasından kalkan tekneler. Gidenler bilir o yol üzerinde araç park edecek yer bulunmuyor. Mecburen otoparka bırakmanız gerekecek. Otoparkın saati 10 TL ve gecikirsek 20 TL olabiliyormuş. Bu zamana kadar hiç otopark ve yol kenarı parkına para vermeyen birisi olarak aracı güvercin adasının ilerisinde bulunan bir sokak arasına bıraktım. Eşim ve oğlumu limanda indirmiştim fakat kızım benimle gelmek istediğinden beraber yürüyerek geri döndük.


Kuşadası, Zeus mağarasında olduğu gibi tekne turunda da çizgisini bozmamış. 6 yıl önce yaptığımız mehtap turu adındaki tekne turu halen kişi başı 5 TL'ydi. 2 çocuk içinde para almayınca 4 kişi 10 TL'ye tekne turuna çıkmış olduk. Otoparktaki abiye selam olsun :) ...


1 saat kadar süren tekne turunda püfür püfür esen rüzgar bizleri rahatlatmıştı. 


Güvercin adasının etrafını turlayıp bir süre ege denizine açıldıktan sonra geri döndük. Müzik sistemi ilk başlarda vasat olan tekne meğerse sesini çok açmamış. Dönüşümüzün son 10 dk.sı gümbür gümbür müzik ile son buldu.


Dolu dolu geçirdiğimiz günün ardından otele geri döndük. Günlerdir yediğimiz fazla yemekten olacak ki bu seferde çabuk acıkmaya başladık. Yemeğin ardından her akşam önce çocuklar için müzik eğlencesi sonrada animasyon ekibinin gösterileriyle mest olduk. Ateş gösterisi ve Kenya show adındaki gösteriler fazlaca beğenimizi kazanmıştı. Bizlerde bir anımız olsun diyerek Kenyalı emekçi yoldaşlarımız ile fotoğraf çekildik :) 


Ailece istediğimiz gibi bir tatil geçirdik. Fakat 10 yıldızlı bir otelde olsa sürekli aynı yerde olmak beni sıkıyor. Benim gezip tozmam doğaya karışmam lazım :) 2 çocuk ile bu kadarını yapabildik. Fakat dönüş yolunda farklı rotalar çizeceğim kesin... Palmin'den selamlar...


KUŞADASI - PALMİN HOTEL

UMUT ERDOĞAN
Email:Discover_me_forever@hotmail.com

Blog Haberleri

  • Blog sayfam yeni şablonuyla yayında.Gezilerimiz devam ediyor
  • 18 Mart 2015'te KUZULUK SAKARYA AKYAZI Gezimiz sizlerle olacak
  • 17 Temmuz 2015 Ramazan Bayramında KARADENİZ TURU yapmayı planlıyoruz
  • 23 Eylül 2015 Kurban Bayramında yine memleketimiz CİDE'ye gidiyoruz. Yol üstü küçük kaçamak anılarımla paylaşımlarım devam edecek
  • 20 Mart 2016'dan sonra SAPANCA - KUZULUK KAPLICALARI - ABANT - SÜNNET GÖLÜ ve MUDURNU Gezisi yapmayı planlıyoruz
  • 2 Temmuz 2016 Ramazan Bayramı Tatilinde Eskişehir'den başlayıp MUĞLA civarındaki MARMARİS, DATÇA, AKYAKA, DALYAN gibi harika yerleri ziyaret edeceğiz
Flag Counter